SAFRANŞEHRİ'NDEN YAZIYORUM

ŞİMDİ SAFRANBOLU’NUN ZAMANI*

gündüzde, gecede ve her 5 vakitte…

Cami avlularında ya da her mahallenin vazgeçilmezi ufak meydanlarda yükselen bir çınar veya söğüt ağacının gölgesinde zamanın izini sürmeye var mısınız?

lokum life şimdi safranbolu'nun zamanı

Safranbolu, geleneksel Osmanlı kent yaşamının ayrıntılarını mümkün mertebe koruyabilmiş tek Osmanlı kasabası olması vasfıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’ndeki yerini almıştır. Belki bazılarına oldukça iddialı gelecek bu çıkarımı, ‘‘Dersaadet’’ İstanbul’da ‘cafe’ olarak işletilen ve nargile dumanıyla tütsülenen türbe ve hazirelerimizin haline bakarak anlamak daha kolay olacaktır! Ümit ederim ki İstanbul’dan ders alması gereken Safranbolu, bozulma risklerine karşı önlem almayı ve aşınan kültürel değerlerine sahip çıkmayı başarabilecek esaslı sivil toplum değerlerine de bir an evvel ulaşır.

Kendi kendini koruyabilmesi özelliğiyle birçok şehirden üstün olan Safranbolu’ya gelen misafirleri daha fazla bilgilendirmek ve kültür hayatını çeşitlendirmek için kenti, düşünce dünyasında da zenginleştirmek gerekir. Aksi halde Safranbolu’ya gelenler “Bu evlerden bizim köyde de var,” diyerek avam bir tavır takınırlar.

Safranbolu geleneksel yerleşimi diğer tüm Türk – İslam Medeniyeti mahalleleri gibi, camilerin etrafında oluşmuştur. Camilerimizin minareleri ki şerefelerinden yankılanan ve bu dünyaya ait olmadığımızı haykıran ilahî zaman kuleleridir adeta! Safranbolu’da da birbirine yakın noktalarda imar edilmiş onlarca cami ve tekke bu anlayışı taşımaya hala devam eder. Ben de minarelerden 5 vakit yükselen bu ilahî ikazı, günlük hayatın dinamiğine bir yazı ile taşıyabiliriz diye düşündüm.

Safranbolu’nun tarihi görseline anlam katan en önemli unsur zaman ilişkisi olmuştur hep. Zaten Safranbolu seyyahların zamanı yakalayıp, köstekli saatlerini ayarlarına kavuşturdukları adeta doğal bir zaman ölçerdir.

Siz Köprülü Mehmed Paşa Camii avlusundaki asırlık güneş saatine dokundunuz mu hiç? Her biri on dakikalık zaman dilimlerini ifade eden meridyen çizgileri gibi, bu mermer saatle de zamanı ölçüp biçersiniz. Lakin asıl maharet güneş battığında da yakalayabilmektedir anı. Öyle ya, geceleyin gölgeniz dahi sizi terk eder.

Zaman, şadırvanlardaki su sesleri gibi hemen hemen iç âleme, büyük ve ebedi inançların sesini verir bana. Köprülü Mehmed Paşa Camii avlusundaki muvakkithanenin önünden geçerken duyumsadım iki yüzyılı aşan yaşıyla saat kulesini. Müthiş akustiğiyle Safranbolu’ya yirmi dört saat zaman mihmandarlığı yapan bu kule, Anadolu’da asırlardır mekaniği hala çalışan en eski saat kulesi unvanıyla hemşerimiz Sadrazam İzzet Mehmed Paşa’nın bize hediyesidir. Herkesin cebine bir saat sözü vermesinden sonra vücut bulması da ayrı bir güzelliktir.

Safranbolu’da zaman Arnavut kaldırımlı dar sokaklarda yaşanır…

Safranbolu tarihî çarşısında her gün yüzlerce insan, İstiklal Caddesi’nde dolaşırcasına, birbirlerinin ve zamanın akışına bırakır kendisini. Hollandalı, Finlandiyalı, Tayvanlı, Japon, Güney Koreli ve yerli turistler… Çoğu zaman insanların arasından aksak bir zangoç misali kıvrılarak geçebilirsiniz ancak.

Birkaç yıl önceydi, Yeni Hamam önünde dalgalanan peştamal gölgelerine basarak Kazdağlıoğlu Camii’nin avlusuna kurulmuş Antika Pazarı’nın ritmine bırakmıştım kendimi. Uçuşan Osmanlıca mektuplar, mahremiyeti ifşa olmuş bir genç kız misali, havada savruluyor; satıcısı da geri geleceğini kat’i olarak bildiği mektuplarına dönüp bakmıyordu bile. Plakta Zeki Müren çalarken, ben Arnavut kaldırımlarında çoktan ilerlemiştim Safranbolu’nun.

Manevi antika pazarı ise her daim açıktır Safranbolu’nun. Bilinçli seyyahının kulağına bütün tarihi değerleri ve genel görseliyle sadece zamanı fısıldar. Öyle ya, modern korumacılık tarihimizi ileride yazacak nesil; Safranbolu’ya yeni bir işlev katan günümüz sorumlularını, tarihî şehri zaman tünelinden geçirip geçiremediğini yargılayacaktır. Bunun için Safranbolu’ya yatırım yaparken veya onu korumaya çalışırken 5 vakit düşünmeli, Safranbolu’nun bizim olmadığını duyuran o ilahî sese kulak vermeliyiz.

Mehmet KÜTÜKÇÜOĞLU, Lokum Lİfe Dergisi Haziran 2015, sayı:3

Yorum yapmak ister misiniz ?

1.148 defa okundu