SAFRANŞEHRİ'NDEN YAZIYORUM

KARABÜK’ÜN GİZEMLİ CENNETİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?

Herhangi bir hafta sonu kaçabileceğiniz

üç yerden üçü de olmaya aday doğa harikası. 

Baklabostan, Fotoğraf: Cemil Belder

Baklabostan, Fotoğraf: Cemil Belder

Safranbolu ve Karabük’ten her an ulaşabileceğimiz bir mesafede bulunan Baklabostan Şelalesi, Bilal Belder’in hazırladığı, Cemil Belder’in de seslendirdiği bir belgesel filmle Karabük ve bölge coğrafyasını yakından takip edenlerin gündemine bomba gibi düşmüştür. Yazımızın sonunda bu filmi de izleyebilirsiniz.

Karabük şehir merkezine 17 km, Safranbolu’ya 25 km mesafedeki bu mıntıka ve şelaleyi, modern çağın bilgisayar başında oturmaya mıhladığı gezginlerin ayağına getiren dostlara teşekkür ederiz. Her ne kadar bu “tourism” hizmetini çevreyi kirleten insanları bölgeyi gezmeye teşvik ettiği için eleştiren orman görevlileri olsa da; Valilik ve Kaymakamlık idarecilerimizin turizm faaliyetlerini teşvik için bu tip yapımları desteklediğini bilmiyor değiliz. baklabostan cemil belderKarabük’ün kuzey yıldızı Başköy üzerinden kıvrılarak tam yedi ayrı kola ayrılan bir nevi orman kavşağına kadar ilerledik. Orman işçileri ve tomruk kamyonlarının yanından şelale sapağına kadar soluksuz yol alarak araçlarımızdan indik. Oksijenini tüm benliğinizde hissedeceğiniz köknar, kızılağaç ve çam ağaçları bir ok misali göğü yırtarken şelalenin vahşi çağrısı da vadinin derinliklerinden haykırıyordu. 8-10 metre yükseklikten devkazanı oluşturarak düşen suyun akustiğini dinlerken 30 metre boyundaki devrik ağaçların altında uzun bir süre soluklanmanın tadına vardım. Tarihçi hastalığı bu ya, yine geldi aklıma arşiv kayıtları: 16 Ağustos 1944 günü dönemin Tarım Bakanı Şevket Raşit H atipoğlu ve Orman Genel Müdürü Nazım Batur’un Baklabostan ziyareti… Düşünebiliyor musunuz, bundan 71 yıl önce Orman Genel Müdürü, Karabük’e gelen tarım bakanına ilk önce memleketimizin doğa harikalarına göstermiş. Her fırsatta küçümsenen bu dönemin ziyaret gündemine bir bakın, belki bir şeyler ifade eder. Bakan Eskipazar, Keltepe, Karabük Baklabostan’ı ve Büyükdüz bölgelerini ziyaret etmiş ve projeler geliştirmiştir. Türkiye’nin dönem ihtiyaçları ve memleketin zenginliklerinin farkındaki yöneticilerin bu çalışmaları, aslında Karabük Demir-Çelik Fabrikaları’nın da hammaddesini karşılayan Zonguldak kömür madenlerinin ihtiyacı kalas ve tomruk üretiminin geliştirilmesini esas alıyordu.

 

Geçtiğimiz aylarda şahsımın tarihçi olduğunu ancak öğrenebilen (!) acar bir gazeteci arkadaş da beni telefon ile arayarak, siyasi amaçlı soru röportaj tuzağına: “Hocam Keltepe’de Fransızların yaptığı bir hastane varmış, bu konu hakkında röportaj yapabilir miyiz?” demişti. Kabul etmedim tabii. Çünkü verilecek cevap aslında Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün cevabı gibi olmalıydı: “Efendim Karabük kitabında bunları yazdık, onu okuyunuz.” demek lazımdı ama kabul etmemek ile yetindim.

10317586_10152640157047420_6821843506265064525_oOlayın kısaca özeti şuydu: 71 yıl önce Karabük dergisindeki bir haberden de takip edileceği üzere, dedikodunun aslı orman dahilindeki revirin numune revirine dönüştürülmesi gerçeğinden başa bir şey değildir. Fransızlar mı, yok efendim. Karabük fabrikalarını İngiliz firması Brassert yapmıştır. Sonrasında elbette Alman firmalarının da yaptığı işler de vardır, ama Fransızlar 1940’da millileştirmenin nihai gereği Zonguldak havzasından çıkarılmışlardır. Çünkü Fransızlar 1940 yılına kadar Zonguldak kömür madenleri işletmelerini yürütmüşler ve Türklere Afrika siyahileri gibi muamelede bulunmuşlardır.

Kısaca toparlayacak olursak, geçtiğimiz asırda Büyükdüz,Sarıçiçek ve nihayetinde Bulak mağarası yolu ziyaretçilerini nasıl bir güzellikle karşılıyorduysa, bugün de bizleri eşsiz bir doğa gezisine davet ediyor. Sözün özüdür, yetmiş bir yıl önce bölge iktisadını geliştirmeye çalışan gayretleri hatırlatanlar, vakti geldiğinde günümüzde yapılan her şeyi de hatırlatacaklardır.

Yorum yapmak ister misiniz ?

38.628 defa okundu