SAFRANŞEHRİ'NDEN YAZIYORUM

Gogol’un paltosu, Oğuz Atay’ın mantosu

“Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.”

Bu yazıda ne 50 sayfalık “Palto”yu ne de 14 sayfalık “Beyaz Mantolu Adamı” özetleyeceğim.

Ayrıntı Yayınları ülkemizdeki saygın yayınevlerinin önde gelenlerinden biridir diyebilirim. Son günlerde de belli başlı klasikleri önsözleri ve sonsözleriyle yeniden bastığını duyurdu ve okuyucusunu heyecanlandırmayı başardı. Müthiş kapak tasarımlarıyla bizi etkileyen bu seriden, ben de Gogol’un Palto öyküsünü hemen aldım.[1] Aldım almasına ama “Keşke Behçet Çelik’in sunuş yazısı daha iyi olsaydı,” demeden de edemedim. Sunuş, Palto’nun Rus ve dünya edebiyatı için ne ifade ettiğini anlatarak genel bir değerlendirmeyi sunsa da Türk edebiyatında “Palto”nun izdüşümünden bahsetmeyişini sığlık olarak değerlendirmek zorunda kaldım. Bu sunuş yazısı keşke ulusal edebiyata dair kritik ve değerlendirme kabiliyetlerini daha iyi kullanarak bize yeni bir bakış açısı sunsaydı ya da Gogol’un bu eşsiz öyküsüne gölge etmeseydi.
Palto’ya kadar sadece sırça köşklerde fink atan edebiyatın içeriği ve konusu, Gogol ile ortalama insanın yaşamsal düzlemine çekilmiştir. Edebiyat eleştirmenlerinin deyimiyle de sıradan veya küçük insanı kendisine konu etmiştir. Tabi Palto’dan önce Oblomov’un hırkasını ya da sabahlığını görmezden gelemeyiz. Ancak derebeyi bir ailenin çocuğu olmak, onun bir anti kahraman olarak bireyin hikayesindeki hakiki yerini almasını maalesef engellemiştir.

Dostoyevski veya Gorki, kimin söylediği kesin olarak bilinmemekle beraber “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık”sözü aslında öykünün edebiyat âlemine etkisini izah etmeye yetmektedir. Çünkü Gogol’un Palto’suyla sadece Rus edebiyatı değil tüm dünya gibi Türk edebiyatı da ortalama insanı kendisine ana konu olarak seçmeye başlamıştır. İşte burada sunuş yazısındaki memnuniyetsizliğime kaynak olan noktayı irdelemek gerekecektir.

Şöyle ki; “Türkçe öykünün önemli yazarlarının çoğunda, Sait Faik’te, Sabahattin Ali’de, Memduh Şevket’te, Fahri Celal’de, Oktay Akbal’da, Haldun Taner’de sıkça karşımıza çıkmıştır bu tip.” [2] Bu tipten kasıt sıradan veya küçük insan olarak ifade edilen ortalama insandır. Peki, Behçet Çelik 20. yy Türk edebiyatında ironiyi kendine en iyi şekilde üslup edinen ve sıkça “ortalama insanı” daha doğrusu tutunamayan insanı anlatan Oğuz Atay’ı ve onun“Beyaz Mantolu Adam” öyküsünü zikretmeden nasıl es geçebilir Sunuş yazısında? Ayrıntı Yayınları gibi ciddi bir neşriyat evinde edebi eleştiri acizliğini ifade eden bu sunuş yazısını kapasite eksikliği olarak ele alıyorum. Behçet Çelik’in kendi edebi eleştirilerini barındıran şahsi kitabına söz etmemiz elbette mümkün değildir. Lakin bu yazı Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan Gogol’un Palto kitabı üzerinedir.

Gerorge Orwell, Balinanın Karnında isimli kitabındaki denemelerinin birinde Henry Miller’ın yazarlığı üzerine: “ Miller kıt malzemeden en iyi şekilde yararlanmıştır çünkü bununla özdeşecek cesareti vardır. Sıradan insana “bedensel zevklere düşkün ortalama adama” tıpkı Balam’ın eşeği gibi konuşma gücü vermiştir,” [3] şeklinde bir değerlendirmede bulunmuştur. Eski Ahit’te Tanrı tarafından kendisine konuşma gücü verilen Balam’ın eşeği tasvirini Orwell, tıpkı Henry Miller hakkında kendisine benzettiğim özelliklerini müthiş şekilde özetleyerek uygun bir yerde kullanmıştır. Yaratıcı bir tarzda sıralanan bu değerlendirmeler bana şunu göstermiştir ki Balam’ın eşeği neyi ifade ediyorsa Gogol’un palto’suyla Atay’ın beyaz mantosu da onu ifade etmektedir. Toplum tarafından dışlanan, yaşaması bile fazla bulunan Akakiy Akakiyeviç ile beyaz mantolu adam sanki kardeş gibidir. İkisi de başarısız ikisi de parasızdır. İkisi de ölümleriyle topluma diklenebilmiştir. Belki toplum, vicdani hesaplaşmasını yapar, Necip Fazıl’ın “Reis Bey”[4] eserinde olduğu gibi tövbe eder, Tanrı’nın merhametine sığınır işlediği tüm günahlar için.

Yırtık, dikiş tutmaya bile dermanı olmayan palto veya cinsiyeti ile mevsimi, kimliği sahibine uymayan manto her çağda ve her ülkede aynı düzene ve aynı anlayışa isyan etmiştir. Toplumun dışladığı ortalama insanın isyan manifestosu olan bu iki öyküyü mutlaka okumalısınız.
Gogol’dan Dostoyevski veya Nabokov’a oradan Oğuz Atay’a birçok yazarın ortak bir üslup ortak bir duygu ve başkaldırısıdır ortalama insanın öyküsü. Ancak bu zincirin belki de Türk okuyucu için en önemli halkası olan Atay’ı görmezden gelen sunuş yazarı Behçet Çelik’i yine Atay’ın “Beyaz Mantolu Adam” öyküsünü barındıran kitabının son sözü ile selamlamak istiyorum.

“Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?”[5]

gogol'un paltosu oğuz atay'ın mantosu resimli kapak.

[1] Nikolay V. Gogol, Palto, Ayrıntı Yayınları, 2015

[2] Nikolay V. Gogol, Palto, Ayrıntı Yayınları, 2015, s11.

[3] George Orwell, Balinanın Karnında, Sel Yayıncılık, 2015, s.78.

[4] Akakiy Akakiyeviç’in paltosunun peşine düşüp yardım istediği emniyet müdürleri ve mühim adam tarafından terslenip küçümsenmesi gibi Resi Bey’de de bürokratik merhametsizlik ve gaddarlık benzerliği mevcuttur.

[5] Oğuz Atay, Korkuyu Beklerken, İletişim Yayınları,2009, s.196.

Yorum yapmak ister misiniz ?

1.221 defa okundu